Obstrüktif Uyku Apnesi Sendromu

Obstrüktif Uyku Apnesi Sendromu

 

Gece, özellikle uyku ile gelen bu sessiz tehlike Kalp-Damar hastalığı ve Dirençli Hipertansiyon hastalıkları açısından risklimidir?

Hepimizin de bildiği gibi Obstrüktif Uyku Apnesi Sendromu (OUAS) uyku esnasında üst solunum yolunun tekrarlayan tıkanmaları sonucunda yetersiz solunum işine bağlı olarak kan oksijen içeriğinde azalma ve buna bağlı gelişen uyku bölünmeleri ve gün içerisinde artmış uyku zamanı olarak tanımlanabilir. Bu hastalığın toplumda görülme oranı erkeklerde % 4, kadınlarda ise % 2 olarak bildirilmiştir.

Geceleyin ortaya çıkan hipoksi (Oksijen azlığı) ve buna bağlı gelişen sinir sisteminin fazla çalışmasına bağlı damar sisteminde büzülme (konstriksiyon) sonucunda insanlarda OUA sonucu kan basıncında dalgalanmalar tespit edilir. Bu dalgalanmalar esnasında ise altta yatan damar sertliği (ateroskleroz) ve kalp hastalığı zemininde çeşitli kalp-damar hastalıkları geliştiği bildirilmiştir. Özellikle OUA ile eşlik eden kalp-damar hastalıkları ve bu nedenlerle gelişen ölüm ve sakat kalma (mortalite, morbidite) olayları da literatürde bildirilmiştir.

Bu hastalık tedavi edilmesi zorunlu bir hastalık olarak bildirilmiştir.

Her horlayanda OUAS olmamakla birlikte, horlama OUAS’li hastaların arkadaşının veya ev halkının en sık yakınması olarak dikkati çekmektedir.

Tanısı nasıl koyulur?

Bu hastalığın seçkin tanısı Polisomnografi testi (Uyku testi-Uyku laboratuarı) ile çeşitli ilmi ölçümler neticesinde koyulur. Ayrıca baş-boyun muayenesi ile birlikte tüm üst havayolu fleksibl endoskopi ile kulak-burun-boğaz uzmanı tarafınca değerlendirilmeli, Nöroloji uzmanı tarafından sefalometri ve bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntülemeden yararlanılmalı ve şüphelenilen hastalar muhakkak kardiyoloji uzmanı tarafından da muayene edilerek bu OUAS’a eşlik ettiği ilmen bilinen kalp-damar hastalığı açısından kontrol edilmelidir.

Her horlayana uyku solunum (Polisomnografi) çalışması yapılması gereklimidir?

Horlama şikayeti olan hastalarda polisomnografi uygulanması için bazı ölçütler aranmaktadır. Horlayan bir hastada, OUAS veya artmış üst havayolu direnci şüphesi, horlama şikayeti için cerrahi planı, gündüz uyuklama, tanıklı solunum durması nöbetleri(apne), obezite veya kardiyovasküler sistem hastalığı şikayetlerinden herhangi biri varsa polisomnografi testi yapılması gerekliliği bulunmaktadır.

Obstrüktif Uyku Apne Sendromu ve Kalp-Damar Hastalığı Birlikteliği

Obstrüktif uyku apne sendromunda görülen başlıca kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, metabolik sendrom, kardiyak aritmiler, sol kalp yetersizliği, pulmoner hipertansiyon, sağ kalp yetersizliği, inme (felç) ve ani ölümdür. Bu sendromun sıklığı hipertansif hastalar arasında %50, kronik kalp yetersizlikli hastalarda %25, akut koroner sendromlularda %30, inmeli hastalar arasında %60 bulunmuştur. Toplumda esansiyel hipertansiyon olarak kabul edilen hastalarda, maksimal medikal tedaviye cevap vermeyen ya da nedeni bilinmeyen kalp krizi geçiren hastalarda altta yatan temel nedenin tanı konmamış OUAS olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.

Obstrüktif uyku apne sendromu ile hipertansiyon arasındaki ilişki de birçok bilimsel çalışma ile bildirilmiştir. Ayrıca bilimsel çalışmalar incelendiğinde hipertansiyonlu hastaların yaklaşık %30’unda OUAS görülürken özellikle 50 yaş altındaki genç popülasyonda tedaviye dirençli hipertansiyonlu hastalarda bu oran daha da artmaktadır. Akılda tutulması gerekli önemli noktalardan birisi de OUAS sanki gece ortaya çıkıyormuş sanılması ve bu durumun gün içerisinde de devam ettiğinin bilinmesi ve dirençli hipertansiyon vakalarında teşhis olarak akılda tutulması gerekliliğidir.

Geriye dönük birçok çalışmada uykuya bağlı solunum bozukluklarının koroner arter hastalığı (KAH) için ciddi bir risk faktörü olduğu gösterilmiştir.[42,43]

Klinik önemi olan OUAS’li olguların %50’sinde koroner arter hastalığı’na rastlandığı bildirilmiştir. Her iki hastalığın birlikte görüldüğü olguların %30 kadarında ise uykunun, özellikle derin (REM) döneminde kalp kasında beslenme bozukluğu dönemleri gelişmektedir. Bu nedenle, kalp-damar hastalığı/hipertansiyon tanısı konan ve medikal tedaviye dirençli olan ya da koroner arter hastalığı belirti ve bulguları erken yaşta başlayan olguların, OUAS açısından değerlendirilmesi gerekir. Polisomnografi sırasında kalp-damar tıkanıklığı öyküsü olmayan OUAS’lilerde bile elektrokardiyografi tetkikinde kalp kasında beslenme bozukluğu ile uyumlu değişikliklere rastlanabilmektedir. Kalp yetmezliği ve kalp ile ilgili ritm bozuklukları da sıklıkla OUAS’a (veya terside geçerlidir) eşlik etmektedir.

Tedavi edilebilir mi?

Tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tedavi ilaç veya cerrahi olarak 2’e ayrılabilir. Çeşitli ilaçların yanı sıra uyku esnasında mekanik solunum destek cihazı, çeşitli ağız veya buruniçi aletler ve son çare olarakta cerrahi ile solunum sisteminin düzeltilmesi bugünkü geçerli tedavilerdendir.

Sonuç; Ülkemiz gibi sağlık harcamalarının çok dikkatli yapılmasının gerektiği gelişmekte olan bir ülkede, saydığımız bu kalp-damar ve OUAS ve eşlik eden hastalıklar sağlık giderleri içinde çok ciddi bir yer tutmaktadır. Bu hastalarda altta yatan OUAS’nin erken tanı ve tedavisiyle morbidite ve mortalite azaltılacağı gibi sağlık giderleri de ciddi şekilde azaltılabilecektir. Bu hastaların tanı ve tedavisine yönelik atılacak en büyük adım, OUAS’nun bir kardiyovasküler hastalık olarak kabul edilmesi ve multidisipliner bir yaklaşımla Göğüs, Nöroloji, Kulak-Burun-Boğaz ve Kardiyoloji uzmanlarının takip ve tedavi yaklaşımlarının sağlanması şeklinde olacaktır.